Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 
Metin'in sitesine hoş geldiniz!
Karanlıga sovecegıne bır mum'da sen yak!!!

Kapitalizm'in Deneme Tahtası: Insanlık



Ünlü Hipokrat Andı şöyle biter: “Vegrorum arcana visa, auidita intellecta nemo eliminet.” Anlamı şudur: “Etrafımda olup bitenleri, görüp işittiklerimi bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım.” Doktor-hasta ilişkisinin mahremiyetini güvence altına almak üzere ettirilen bu yemin, bu ahlâki özünü yitireli ve kapitalist dünyanın doktorları tarafından çöpe atılalı uzun yıllar oluyor. Ve bugün olsa olsa, kapitalizmin yürüttüğü insanlık dışı ilaç ve tıp deneylerine katılan doktorlar tarafından şu şekilde kullanılıyor: “İnsan sağlığını koruma maskesi altında gerçekleştirilen pis işleri, daha fazla kâr uğruna döndürülen dolapları, bu uğurda yüz binlerce insanın katledildiğini bir sır olarak saklayacağım!”


Evet, kapitalist dünyada “bilimsel araştırma” adı altında her gün binlerce insan, bilmedikleri kimyasallara maruz kalıyor, yeni geliştirilmekte olan ve yan etkileri bilinmeyen ilaçların denendiği kobaylara dönüştürülüyor. Ruhunu sermayeye satmış sözde bilim adamlarıysa bu gerçekleri bir sır gibi saklamaya ant içmiş durumdalar. Kapitalizm dozu öylesine kaçırmış durumda ki, biyolojik silah denemelerinden tutun da radyoaktif maddelerin insanlar üzerindeki etkilerine kadar pek çok konudaki araştırmalar, akıl almaz bir fütursuzlukla, milyonlarca insanın yaşadığı koca şehirler üzerinde yapılıyor.


Büyük ilaç tekellerinin laboratuvarlarında, istihbarat dairelerinin ve savunma bakanlıklarının işbirliğiyle yürütülen bu faaliyetler, çoğunlukla gizlice yapıldığından, ortaya çıkarılmaları ve teşhir edilmeleri de son derece zor. Bildiklerimiz, tesadüfen ortaya çıkanlarla ya da ciddi sayıda insanın ölümüyle sonuçlanan denemelerin mahkemelik olanlarıyla sınırlı. Bu durumda bile, suyun başını tutmuş olan Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) ve Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) açıkladıklarıyla yetinmek zorundayız. Çünkü çoğu durumda her iki kurum da tekellerin maaşlı adamlarıyla dolu olduğundan, “ticari sır” gerekçesiyle ellerindeki bilgileri vermekten imtina ediyor. Deneyleri gerçekleştirenlerin açıklama yapması da yüklü tazminat tehditleriyle önlenmiş durumda. Dolayısıyla, yaşananların son derece az bir kısmı dışarı yansıyor. Ancak bu kadarı bile gözünü kâr hırsı bürümüş kapitalistlerin milyonlarca insanın hayatını nasıl da hiçe saydıklarını ve bu işi, dozunu daha da arttırarak devam ettirdiklerini görmemize yetiyor.


Kapitalizmin “ölüm melekleri” işbaşında


Bilimsel çalışmaların deneyler yapılmaksızın ilerlemesi düşünülemez. Özellikle tıp söz konusu olduğunda, denemelerin bir kısmının insanlar üzerinde yapılması da eski çağlardan beri süregelen bir olgudur. Ancak bu gerçeklik ya da zorunluluk –ki bilimin ilerlemesiyle aşılması mümkün bir durumdur– ilaç tekellerinin ve kapitalist devletlerin işlediği insanlık suçlarını ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü bahsettiğimiz konu, bir bilim insanının, örneğin kanser hastalığına çare olacak bir ilacı gönüllü kanser hastaları üzerinde denemesi türünden bir şey değildir. 20 milyonluk bir megapol olan New York gibi bir şehir üzerine gönderilen bakteri yüklü bulutlardan ve farkında olmadan hastalanan milyonlarca insandan bahsediyoruz. Yani konu, çoktan beridir, bilimsel etik tartışmalarının ötesine geçmiş ve geniş kitlelerin yaşamını doğrudan ilgilendiren bir boyut kazanmıştır.


20. yüzyıla gelininceye kadar, bilim insanları bu tür deneyleri çoğunlukla kendi üzerlerinde yaparlar, yetmediği ve deneyin riskli olduğu durumlarda da, ya gönüllüleri ya savaş esirlerini yahut köleleri kullanırlardı. Kuşkusuz gönüllülerin haricinde, insanların sırf köle veya savaş esiri oldukları için kullanılması da insanlık dışıydı. Ancak yine de bu tür deneyler, geniş kitleleri tehdit edecek boyutlarda bir risk taşımıyorlardı. Oysa üretici güçlerin gelişimine paralel olarak bilimsel ilerlemenin korkunç bir ivme kazandığı 20. yüzyıldan itibaren söz konusu olan, bilim insanlarının kendileri veya birkaç kişi üzerinde yaptıkları basit deneyler değil, ulusötesi ilaç tekellerinin milyarlarca dolar harcayarak fonladığı, binlerce araştırmacının çalıştığı ve yüzbinlerce insanın da denek olarak kullanıldığı faaliyetlerdir. Tıbbi deneyler ve ilaç denemeleri, bugün hacmi milyarlarca dolar eden bir sektör haline gelmiştir. Hal böyle olunca da, çoktan beridir kapitalizmin emri altına girmiş olan araştırmacılar, insani değerleri ve bilimsel etiği bir kenara bırakarak akıl almaz deneyler yapmaktan çekinmiyorlar.


Tıbbi deneylerin yaygınlaşmasının ve insanların kalabalık gruplar halinde denek olarak kullanılmaya başlamasının tarihini 1900’lü yılların başlarına kadar götürmek mümkündür. Bu yıllarda, geçmişte birer doğal afet olarak görülen ve tek kurtuluş yolu olarak tanrının merhametine sığınılan veba, verem, çiçek hastalığı, çocuk felci, sıtma, tifüs gibi salgın hastalıklara karşı etkili ilaçların geliştirilmeye başlanmasıyla ilaç tekellerine büyük kâr kapıları açılmış oluyordu. Bu salgın hastalıkların telef ettiği ordularını kurtarmak için ilaç tekellerine büyük paralar ödemeye hazır olan kapitalist devletlerin de desteğiyle, daha kalabalık insan grupları üzerinde tıbbi deneyler yapılmaya başlandı. ABD’de, Filipinli mahkûmlara “malarya ve kolera”, Küba’daki İspanyol göçmenlere “sarıhumma”, sivil hastaların bulunduğu hastanelerde insanlara “frengi” mikrobu verilerek testler yapılıyor, devlet hapishanelerindeki tutuklular üzerinde organ nakli denemeleri yapılıyordu. Tüm bu denemelerde, denek olarak kullanılacak kişiler tamamen “habersiz ve gönülsüz”düler. Çoğu zaman kendilerine ya hiçbir açıklama yapılmıyor ya da deneyler zorla yapılıyordu. Ve tüm bu tıbbi deneylerin amacı, ilaç tekellerinin söz konusu hastalıklara ilişkin ilaçları bir an önce geliştirip satışa sunabilmeleriydi. Elde edilecek tatlı kârların yanında, birkaç bin mahkûmun ya da göçmenin hayatının ne önemi olabilirdi ki?!







Date: 11 August 2008, Monday
Comments (0) | Add Comment


Comments (0)

Add a new comment:
Name:
E-Mail:
Your website (if you have):
Your Message:
Security Code:

Sponsor



Archive

2008 (41)
 August (18)
 July (7)
 June (16)

My Photos

Inube Slide Show



Search